30 Ağustos 2010 Pazartesi

GÖKÇEADA-1

Adadan 2 gün önce evime döndüm. Kefaloz sahilinde yürüyüş yaparken kışın tuz gölü ve denizin birleştiği bölgede dolaşıp deniz kabuğu topluyordum. O sırada denizin ve kumun aşındırdığı bu sevimli tahta parçasını gördüm.
" Tahta parçası hiç sevimli olur mu?" demeyin bana, basbaya sevimli bir tahta parçasıydı. Evin bahçesine bundan güzel bir tabela olur diye düşündüm.
Yanımda sadece bulmaca çözmek için getirdiğim tükenmez kalemim vardı.Güneşlenirken "GÖKÇEADA" yazdım dalga, bulut, minik bir tekne çizdim.

Eve dönerken Filli Boya'nın renk tüplerinden aldım bir kaç renk ve renklendirdim. Aslında mat bir vernikle verniklemek gerekiyordu ama öyle bıraktım. Tahta parçasının denizden aşınmış bu hali çok hoşuma gitti.

NOT: Ada ile ilgili daha ayrıntılı bir post bu gece hazırlamayı düşünüyorum. Ulaşım, coğrafya, tarihçe ve gezilecek yerleri yazmayı düşünüyorum.Gelen yorumlarda adayı merak edenler vardı sanırım onlara yazacağım o postla yardımcı olabilirim.

16 Ağustos 2010 Pazartesi

Gökçeada'dan Selamlar

Herkese selamlar. Tatil harika geçiyor.
Çok kısa bir süre için bir internet kafeye uğradım.
Yorumlarınız için çok teşekkürler.
Daha uygun bir zamanda hepsine ayrı ayrı cevap yazmaya çalışacağım.
Tatil dönüşü burayla ilgili ayrıntılı bir yazı yazabileceğim.
Şimdilik buna ne ortam ne de vakit müsait olabiliyor.
Sevgiler hepinize:)

15 Ağustos 2010 Pazar

SERAMİK DÜĞÜN PASTASI BİBLOLARI


Haberiniz olsun, madamepommcustomorder'de düğün pastalarının üzerini süslemek amacıyla el yapımı sanat eseri kıvamında seramik biblolar yapılıyor.Evlenecek çiftlere farklı ve göz kamaştırıcı bir fikir olabilir.
Düğünden sonrada evinizin en güzel köşesinde hatıra olarak saklanabilir.
Klasik gelin - damat figürlerinden sıkılmadınız mı hala?
Etsy'deki dükkanı:goodydevi



14 Ağustos 2010 Cumartesi

ŞİRİN ŞEYLER


Haberiniz olsun bu blogda çok cici işler yapılıyor.
Özellikle kedi severlerin çok hoşuna gidecek şirinlik ötesi işler var.


TATİLDEYİM

Tatile çıkıyorum sonunda. Ayağımdan dolayı geçen haftaya kadar tedavim sürüyordu. Artık tamamen iyileştim ve güzel bir tatili hakettim. Aslında doktorumda kumda yürümem, yüzmem ve güneşlenmem gerektiğini söyledi. Ne kafa dengi bir doktor değil mi?:) Bu tatil maalesef Ramazan Ayı'na denk geldi. Yine de olsun, geçen sene de tatil yapmamış biri olarak bu bana harika gelecek.
15 gün boyunca bloga ara sıra uğrayacağım. Aslında bana belli olmaz. Sık sık da uğrayabilirim.
Belki Gökçeada'dan manzaralar, keyifli anlar bile fotoğraflayıp koyabilirim. Dediğim gibi keyfim nasıl isterse anlık karar vereceğim buna.
Şimdilik hepiniz hoşçakalın, sevgiler...
Benim kumda yürümem, yüzmem ve güneşlenmem gerek:)
Ha bir de Madam'ın Dibek Kahvesinden hüpletmem gerek.

Birazdan yola çıkıyoruz:)

13 Ağustos 2010 Cuma

BEFORE - AFTER YAPTIM OLDU

BEFORE
AFTER


Ben yaptım oldu:)
Minik saksı şeklindeki fotoğraflığı pembe rengiyle kullanmaktan sıkılmıştım. Damask desenli peçeteyle kaplayıp siyah beyaza boyayınca salonda kullanabileceğim sevimli bir fotoğraflığa dönüştü. Hem bu halini Pinky'de çok sevmiş olacak ki hemen gidip yanına kondu.

12 Ağustos 2010 Perşembe

HOME SWEET HOME



Şunun şirinliğine bakar mısınız?
Eğer yapım aşamalarını merak ediyorsanız buraya buyrun.
Başka örneklerde görmek isterseniz Little Pink House tık tık.
BLOG:check out girl crafts

11 Ağustos 2010 Çarşamba

MİNİK SERÇE


Bu da günün ikinci kuşlu yazısı. Minik serçemi üniversite yıllarımda sanırım grafik dersinde boyamıştım. Aslında ben bu kuşu tamamen unutmuştum. Bileğim kırıldığı dönemde annemde kalırken bir baktım duvarda asılı duruyor. Fotoğrafını çekip sizinle paylaşmak istedim.
Teknik: Guaj Boya - Boyut:25X25cm.

BİR KUŞ KONSA BADİ PARMAĞIMA



söz: hüsnü arkan, müzik: nadir göktürk

"ben kuşlardan da küçüktüm, bir gece vaktiydi
aşk tuttu elimden benim
geçtim düşler sokağından, bir gece vaktiydi
ceplerimde hacı yatmazlar.

yağmur yağsa, uykum kaçsa
bir kuş konsa badi parmağıma
ağlardım bir başıma

sevdadandır, sevdadandır
sevdadandır dedi annem, aldırma
aldırma, gel yanıma

kaç mevsim aşk pazarında geçti yalanlarla
düş sattım aldanmışlara
aklım kaçıverdi elimden bir gece vaktiydi
sevdiğim başka sevenim başka."


Ben tam da bu moddayken Pinky, dün gece yarısı çıkıverdi ortaya.
Biraz üzgün ve düşünceli bakıyor sanki
ama süsünden de geri kalmamış haspam.

10 Ağustos 2010 Salı

SERAMİK PANO

Üniversitede 3 sene seçmeli olarak seramik dersi almıştım. 4 parçadan oluşan bu 80X80 cm.boyutlarındaki pano da 4. sınıfta yaptığım büyük boyutlu son çalışmamdı. Doğa olaylarını anlatmamız istenmişti. Bunun için önce eskiz çalışmaları yaptık tabii. Seramik hocam Aysun Diniz eskizlerim arasından bir tanesini seçti ve eline makası aldı. Benim "süper oldu bu, harika" dediğim eskizimi makasla kesmeğe başladı. Gözlerimi faltaşı gibi açmış onu izliyorum bir yandan da gitti güzelim eskiz diyordum. Sonra bana şunu suraya yapıştır, bunu buraya yapıştır, bunu sola, şunu sağa derken ortaya bu çıktı. Sonuçtan tabii ki şimdi çok memnunum. Salonumda en güzel yerde asılı duruyor ve benim için çok değerli. Çünkü bu çalışmadan sonra okuldan mezun oldum ve maalesef seramik yapmaya bir daha fırsatım olmadı.
Tema doğa olaylarıydı da sen şimdi burada ne anlattın diye sorarsanız: kırılmalar,yağmur ve dalgaları anlatmak istediğimi söyleyebilirim.

7 Ağustos 2010 Cumartesi

AHOY!


ZARİFÇE blogunun sahibi sevgili Nedük, beni inanılmaz mutlu eden bir hediye hazırladı. Aslında kendisine emrivaki yaptım ama yaptığı
düğüm şeklinde kolyeler o kadar güzel ve şık duruyor ki dayanamayıp resmen renklerine kadar söyleyip, kendisinden bana yapmasını rica ettim.(Lacivet -Beyaz- Kırmızı)
Beni kırmayıp, mağazada görsem hemen atlayıp alacağım, tam benlik bir kolye ve küpe yapmış ablacığım. Nasıl sevdim, beğendim anlatamam.
Ben şimdi sana nasıl teşekkür etsem azdır Nedret Abla:)


Bende Nedret Abla'nın işlerine baka baka kalın kordon kullanıp şu yukarıdaki düğümü yaptım geçenlerde. Henüz kolye haline gelmedi, kapama ve zincir almam gerek. Düğüm konusunda Nedret Abla kadar çoşamıyorum fakat yapması gerçekten zevkli bir işmiş. Sayesinde tanıştım bu teknikle ve ortaya çıkan işleri çok seviyorum.

Aşağıda bu teknikle yapılan işleri göreceksiniz. Fotoğrafların üzerindeki linklere tıklayarak daha fazla örneğe ulaşabilirsiniz.
Bu düğüm tekniğini denizci temasına daha çok yakıştırdığım için genelde o tarz yapılmış işleri seviyorum. Saç bandı, kemer, bilezik, kolye ve çantalarda bu tekniği kullanarak çok şık tasarımlar yaptıklarını görüyorum.

color blinds marties

WOZAROC

hello dolly dsn

mysticknotwork

AHOY:Denizci selamı, "HEY!" gibi yani. Seslenmek veya ilgi ve dikkat çekmek için söylenen bir söz.

6 Ağustos 2010 Cuma

ŞİKAYETİM VAR YARADANA


Hayatınızda rastalayabileceğiniz en nemrut, en suratsız , en soğuk fizyoterapiste sahibim. Resmen beni tedavimden soğuttu. İlk 1-2 gün hevesle giderken şimdi ayaklarımı sürüyerek gidiyorum resmen. Karnıma ağrılar giriyor o buzhane gibi soğuk ortama gireceğim diye. İnsan bir gülümser, hal hatır sorar. Bunlardan nasibini almamış bari işini iyi yapsın diye düşünüyor insan. O da yok... Mecburen, bir zahmet ara sıra "şuraya uzanın" falan diyor. Onun dışında sanki bana küs:)))Tavşan dağa küsmüş dağın haberi yok misali ben ortalarda dolanıp aklıma esen hareketleri yapıyorum. Bu hareketlerin bir sırası, süresi, seviyesi vardır herhalde. İşte ben bunlarıda kendi kafama göre gün gün arttırıyorum. Geçen gün bu kız sadece bana mı yoksa herkese mi aynı tavrı takınıyor diye takip ettim. Bıkkın, isteksiz, umursamaz tavrını diğer hastalarına da sergilediğini görünce içim biraz rahatladı aslında. Çünkü resmen kendimden şüphe etmeye başlamıştım. "Acaba yanlış bişey mi yaptım, ne oldu, ben anlamadım ki şimdi hööö..." diye düşünüp bir yandan da pedal çeviyordum kaç gündür.
Onun dışında 2 tane daha fizyoterapist var aynı ortamda. Bir ona bir de diğerlerine bakınca arada dağlar kadar fark olduğunu görüyorum maalesef. Bu resmen işini ve hastalarını sevmiyor. Sonuçta üçü de aynı işi yapıyor. Yoğunluktan diyeceğim o da değil. Çünkü seanslar 3 kişilik ve özel bir yer. Nemrut fizyoterapistin hastaları olan biz zavallılar, resmen üvey evlat muamelesi görüyoruz a dostlar. Bazen kıza bir şey soracak oluyorum, alacağım cevaba korkumdan ya da soru havada konuşma balonu şeklinde kalıp patlayacak diye (sorulara cevap vermeme gibi adetide var.) soramıyorum, "boş ver, sen az daha debelen, sonra çek git kızım" diyorum içimden.

NOT: Şu yukarıda yazdıklarımı betimleyecek bir fizyoterapist imajı bulunamadığından görsel olarak "zombi hemşire" imajı kullanılmıştır bilginize. Ayrıca yer ve kişi adı kesinlikle gizli tutulacak. Sormayın söylemem:)