1 Kasım 2012 Perşembe

SMURFS - ŞİRİNLER


Son günlerde elimde çok ama çok şirin bir şeyler vardı.
1 yaşına girecek Can için kırmızı bir converse üzerine Şirinler'i çalışmamı istediler. 
Konu Şirinler olunca ortaya şipşirin bu converse çıktı.
Daha ayrıntılı fotoğraflar için TIK TIK!

Eğer sizde sadece size özel bir converse isterseniz 
durugunacan@gmail.com 'dan benimle iletişime geçebilirsiniz.

Sevgiler
Duru




24 Ekim 2012 Çarşamba

SON GÜNLERDE...


Kendime bir t-shirt boyadım. Üzerindeki desen Forever 21'in bir çantasından araklama oldu aslında.Facebook'daki arkadaşlardan biri bu görselin basılı olduğu çantayı paylaşmış. Görürgörmez dayanılmaz şekilde o kızı ya çantada ya da bir t-shirtte boyayıp üzerimde taşımak istedim. 
Dayanamadım boyadım işte...


Beni baya bir uğraştıran System Of A Down grubunun boyanacağı bir converse vardı elimde son günlerde.
Onu da tamamlayıpsahibine gönderdim çok şükür.
Ayakkabıyı sipariş veren kişi alıp bana yollamıştı. Converse geldiğinde bir baktım boyanacak yüzey tüylü, yünlü bir kumaş gibi bir şey. Normal converselerde olduğu gibi canvas kumaş değildi.
Riske girip boyamaya karar verdim ve sonuç başarılı oldu. 
Ama boyayacağım yüzeydeki tüylerden kurtulmak bir günümü aldı. 
Ağda yapmayı bile düşündük arkadaşlarla:)))
Çalışma ile ilgili daha çok fotoğraf görmek isterseniz



Frida Kahlo ve şemsiyeli kız şapkalarım çok cici biri tarafından sahiplenildi.
Onlardan ayrılmak biraz zor oldu. Özellikle Frida'dan ama eminim kullanacak olan kişi onlara en az benim kadar sevgi gösterisinde bulunacaktır.


Yeni boyalar aldım, renklere bayıldım...
Şimdiden bu renkleri nerelerde kullanabileceğimi hayal etmeye başladım bile.


Bir ay içinde en fazla ayakkabı alma rekorumu yenileyip çıtayı 6 adete yükselttim.
Bu duruma sevineyim mi üzüleyim mi bilemedim.
Kesinlikle bu bir takıntı ve rahatsızlık durumu kabul ediyorum.
Biri beni durdursuuun!

En çok bunu

ve bunu seviyorum.


Bir de en sevdiğim ayakkabılardan birinin topuğu kırıldı. 
Nasıl oldu anlamadım ama çok komik oldu gerçekten. 
Sağ ayağımda bir hafiflik ve havada yürüyor gibi bir his... Dönüp bir baktım ki topuk 1 m geride kalmış:)
 Çok şükür ki tam atölyeye gelmiştim ve sokaklarda o halde dolaşmak zorunda kalmadım.

İşte son günlerde hayat böyle akıp gidiyor...

13 Ekim 2012 Cumartesi

ATÖLYEYİ AKLADIM PAKLADIM

 Bugün atölyede derin bir temizliğe giriştim. 
Geçtiğimiz hafta benim için çok yoğun yaşandı ve atölye kalk gidelim demeye başladı.
Kış dönemine girdiğimizden dolayı artık keçe broşlara yoğunlaşıp cupcake, baykuş broş ve dolly du kızlarımdan yapacağım. Atölye bu haldeyken hayatta bu işe başlayamayacağımdan bugün temizlik seferberliği başlattım.
Bu fırstla bazı eğlenceli köşeler hazırladım.



Burası pek eğlenceli değil sade bir yer.


Burası hayvanat bahçemiz olacak:)
Baykuş broşlar dallara konup konup uçacak.


Burası şapka köşemiz olsun dedim.



 Bu nişin içinde de portföyler yan gelip yatsın uyusun.


Akşam yemeği için de menü hazırladım. 
Yemekte cupcake ayakkabı ve uludağ gazoz var.


Burası da fırından yeni çıkmış nefis cupcake broşları 
sergileyeceğim stand


Dolly Du kızlarım içinde büyük bir resim çerçesi düşünüyorum ama o henüz kafamda bir fikir. Gerçekleştirince onu da sizlerle paylaşırım.

Sevgiler

Duru
Söylemeyi unutum. yarın saat 12:15 de OLAY TV -Olay Dekor programını kaçırmayın.
Ben varım:)

OLAY TV - OLAY DEKOR - Akseuar Askısı ve Anahtarlık


23 Ekim 2009 tarihinde  3 yıl önce yapmış olduğum aksesuar askısını bugün tekrar Olay TV'de Olay Dekor Programı için yaptım. Program süresi bu çalışmayı yapmam için kısıtlıydı ve yoğun bir akış vardı. 
Bende çalışmanın yapım aşamalarını 4 aşamalı olarak daha önceden hazırlayıp programa katıldım. 
Buna rağmen bende bir heyecan bir stres anlatamam. 
Peçeteyi katlarına ayırıp yapıştırıcam ama resmen ellerim titriyordu:) 
Bundan dolayı program nasıl başladı nasıl bitti, ben neler konuştum gerçekten hala tam olarak bilmiyorum.  Fotoğraf çekimi yapılırken "biraz gülümse lütfen" dediklerinde ben aynen 
Kayra'cığım gibi gülümsüyordum:)

Programda ayakkabı, çanta ve şapka tasarımlarıma da yer verdiler. 
Onlar üzerinede ayrıntılı olarak konuştuk. 
Hatta herkesin bana sorduğu soruya cevap da verdim
KAPKARA CAMDAN KELEBEK ismi nereden ortaya çıktı?


Olay TV yapım ve yayın ekibindeki tüm çalışanlara çok teşekkür ediyorum. Çok kibar, misafirperver ve sıcakkanlı olduklarından dolayı heyacanımı biraz da olsa yatıştırabildim onlar sayesinde. 

Burada sabrından ve yardımseverliğinden dolayı kardeşime de teşekkür etmeyi bir borç biliyorum.
TETEKKÜRLER KADİŞON! 
Sen yanımda olmasaydın ben napardım bilmem:)


 Programdan sonra kardeşimle birlikte durum kritiği yapmak üzere yemeğe çıktık.
Burada yemekle birlikte kendisinin başının etini yemeği sürdürdüm.
- saçım nasıldı?
-bonus kafa gibiydim değil mi?
-nasıl görünüyordum?
-çok şişman çıktım mı?
-biraz saçmaladım değil mi?
- keşke orada öyle söylemeseydim.
- aslında ben DIY dan söz edicektim, ağzımdan onlar çıktı bende anlamadım 
-sence komik mi oldu ha Deniz 
-söyle Deniz ay çok kötü oldu de mi Deniz....
İşte böyle...
Ama sonuçta güzel ve zevkli bir program olmuş herkes öyle dedi.

Bu pazar yani 14 Ekim Pazar günü saat 12:15 de 
OLAY TV'de Olay Dekor Programını izleyip göreceğim bakalım.

Bazen ellerimle gözlerimi kapatıp parmakalarımın arasından bakacağım kesin:)))

Sevgiler

Duru




23 Eylül 2012 Pazar

Atölyede Birgün -2


Sabah maaile keyifli bir kahvaltı yaptıktan sonra atölyenin yolunu tuttum.
Bu pazar bile çalışmam gerekiyordu. Çünkü artık sezonun son parti espadrillerini boyayıp teslim etmem gerekiyor. Önümüzdeki hafta içi de tembellik yapmayıp kalanları bitireceğim. Pazar günkü performansımı hafta içi de sürdürmemi canı gönülden temenni ediyorum. 

Atölyede bugün Nina Simone ve Jehan Barbur - UYAN albümlerini dinlendim.
Bu arada Jehan Barbur'un 10 Ekim'de yeni albümü SARI çıkıyor. 
Jehan Barbur, albümde Ömer Kavur'un filmi "Kırık Bir Aşk Hikayesi" nin müziğine söz yazarak kırık olan kalbime bir yara bandı yapıştırmış oldu.Beste Cahit Berkay'a ait. 
Yazının en sonunda Jehan Barbur'un Kırık Bir Aşk Hikayesi'ni dinleyebilirsiniz.
Size kıyak yaptım.


 Müzik dinledim bir yandan da çalıştım, çalıştım, çalıştım.... 
Veeee sonunda...


 Acıktım tabii!
.


Geçen gün tartıya çıkıp baktığımda 2 kg bir kayıp görmüştüm. 
O kaybı takviye etmeliydim ne de olsa çok çalışıyordum.Yazıktı bana... 
Biraz kendimi yiyip bitirip, cebelleştikten sonra bir süredir yemeye ara verdiğim 
Mariza'nın nefis dürümü ile kendimi ödüllendirmeyi uygun buldum 


              Şu an biraz pişmanım ama afiyetle yedim tabii.
Dürüm ve patates kızartmasının yanında light cola içerekten vicdanımı hafiflettim.
Şimdi siz "Ayran içseydin bari, o daha faydalı." dersiniz. Boşveriiin o uykumu getiriyor.

İşleri kolaylayıp artık eve gitme vakti gelince atölyeden dışarı çıkıp balkonu toparlayım dedim.
O da ne...

Masa fazlasıyla romantik göründü gözüme.
"Bu ambiyans boşa gitmesin, bir şarap açıp iki kadeh içeyim." dedim ama demekle yetinerek bir kupa kahve içip yorgunluk attım.
İşte durumlar öyleyken böyle... 
 Bu Da Şarkımız Olsun

Sevgiyle kalın...
Duru

13 Eylül 2012 Perşembe

Nayır Nolamaz!!!

E daha karpuz keseceydik, güneşlenip denize gireceydik... 
Ne oldu, nasıl bitti ben anlamadım ki bu tatil denen zaman aralığından.

Vitrinlerde çınar yapraklarıyla birlikte hırkalar, çizmeler yerlerini almış. 
Moda bloggerları kışlık kombinlere başlamış bile. 
Hayır hayır... Kabul etmiyorum! Bu yaz bu kadar çabuk bitemez. 
Ben daha bir haftacık tatil yapıp, 4 kez denize girip güneşlenme fırsatı bulmuşken tatil bitmiş olamaz.

Olamaz! Pazartesi günü okullar açılıyor ve ben bir öğretmenim. 
Okula gidip derslere girmem gerek.
Silkinip kendimi toparlamam gerek.
Öğretmen pantalonlarımı meydana çıkarıp yıkayıp ütülemem lazım...
Kendime yeni bir ben lazım:)))

Sevgiler..
 Duru

11 Eylül 2012 Salı

YUNUS İŞ BAŞINDA

"Yunus da kim?" derseniz. 
O bizim çaycının oğlu, babasına Pirinç Han'daki çay ocağında yardım ediyor.
Yaşıtlarına göre biraz geç ve yavaş öğreniyor.
Yaşı okul çağını da geçtiği için artık iş okuluna da gidemiyormuş.
O da babasına yardım ediyor işte.

Aramızdaki muhabbet genellikle söyle:
-Naber Yunus?
-İim...
- Allah iyiliğini versin
- Sana da versin...

 Bugün atölyede kapının kenarına masayı çıkardım. Boyayacağım espadrilleri, boyayı yanıma alıp bir çay söyledim ve  işe koyuldum. Bir ara kargo için bir görevli geldi ve ben atölyeye girdim. 
Kargoyu görevliye teslim edip atölyeden bir çıktım ki manzara vahim.
Yunus kurulmuş benim yerime espadrilleri taşıra taşıra boyuyor!!!
Suratında da nasıl mutlu bir ifade var anlatamam. 
Onu o halde görünce biraz panik olsamda bozuntuya vermedim, kızamadım da.
 "Aaa çok güzel boyamışsın, hiç taşırmamışsın, aferin." diyebildim ancak. 
O da mutlu mutlu boyamaya devam etti bir süre. İşler düzeltemiyeceğim noktaya gelmeden 
"Artık ben boyayım istersen." deyip fırçayı kaptım elinden:)))


Artık atölyede çalışırken Yunus'a karşı tetikte olmalıyım. Bu boyadığı espadrilin dışını turuncu renk yapacağımdan işi toparladım ama ya kırmızı olarak kalsaydı ne yapardım bilemem.
Cupcake iki beden daha büyümek zorunda kalırdı sanırım:)

Sevgiler
Duru

1 GELİN 2 AYAKKABI


Düğünde geline 1 ayakkabı yetmez 2 olsun dedik ve Damla Hanım'a düğünün ilerleyen saatlerinde hızını kesmemesi, doyasıya dans edip eğlenmesi için bir ayakkabı daha tasarladım. Gelin Hanımı ve damat beyi temsilen karikatürlerini babetin burun kısmına çizdim. Ayrı kalpler birleşerek tek ve kocaman bir yürek oluyorlar. Topuk kısmında ise ağaç gövdesine kazınmış isimlerinin baş harfleri yazılı. 

İşte bu babetin hikayesi de böyle...






Damla Hanım için tasarladığım  Gelin Buketi Ayakkabı 
ve babetiyle





 Damla ve Ahmet çiftine ömürleri boyunca mutluluklar diliyorum:)

Sevgiler...
Duru


10 Eylül 2012 Pazartesi

ATÖLYEDE BİRGÜN -1


 Pirinç Han'ın merdivenlerinlerini genellikle koştura koştura nadirende olsa 
aheste aheste çıkıp uzun ve geniş koridordan geçiyorum.


 Atölyeme doğru yürüken etrafa bakınıp 
"Hım herşey dün bıraktığım gibi... Yani olması gerektiği gibi... 
Sakin, huzur dolu ...Çok güzel" diyorum:)
Ama alt katta cafeler dolu, insanlar cıvıl cıvıl ...


 Fakat Pirinç Han'ın 2. katı yalnızlıktan korkanları ürperticek kadar sessiz....Vuuuu ürperdiniz mi? :)
İşte ben zaten böyle olduğu için seviyorum burayı. 
Şehrin ortasındasın ve hayat tüm hızıyla akıyor ama sanki şehri herkes terketmiş bir sen kalmışsın hissine kapılıyor bazen insan burada.
Çalışmam, üretmem, düşünmem için ideal ortam...


 Uzuuun koridorun sonuna doğru 33 numaralı kapıya geliyorum.


 Kapı bir açılıyor... 
A aaa içime huzur ve mutluluk doluyor. 
Burası nasıl bi yer böyle sabaha kadar çalışmak, çizmek, boyamak istiyorum


Halet-i ruhiyeme göre o gün hangi müzik uyarsa onu açıp



kendime bir kahve yapıyorum. 
Bu kısmı kısa kesiyorum ama aslında biraz daha uzun sürebiliyor gerçekte:)



Biscolata mood'umu çekiiip
 "Aaa bugün pek mutlu, mesut olacakmışım, aman pek güzel." deyip işlere girişiyorum.



          Bazen dikiyorum...



Bazen çiziyorum...



Bazen de boyuyorum...


Sonuçta hep ama hep mutlu oluyorum...
Sevgiyle kalın...
Duru