A46 TUVANAM etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
A46 TUVANAM etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

23 Eylül 2012 Pazar

Atölyede Birgün -2


Sabah maaile keyifli bir kahvaltı yaptıktan sonra atölyenin yolunu tuttum.
Bu pazar bile çalışmam gerekiyordu. Çünkü artık sezonun son parti espadrillerini boyayıp teslim etmem gerekiyor. Önümüzdeki hafta içi de tembellik yapmayıp kalanları bitireceğim. Pazar günkü performansımı hafta içi de sürdürmemi canı gönülden temenni ediyorum. 

Atölyede bugün Nina Simone ve Jehan Barbur - UYAN albümlerini dinlendim.
Bu arada Jehan Barbur'un 10 Ekim'de yeni albümü SARI çıkıyor. 
Jehan Barbur, albümde Ömer Kavur'un filmi "Kırık Bir Aşk Hikayesi" nin müziğine söz yazarak kırık olan kalbime bir yara bandı yapıştırmış oldu.Beste Cahit Berkay'a ait. 
Yazının en sonunda Jehan Barbur'un Kırık Bir Aşk Hikayesi'ni dinleyebilirsiniz.
Size kıyak yaptım.


 Müzik dinledim bir yandan da çalıştım, çalıştım, çalıştım.... 
Veeee sonunda...


 Acıktım tabii!
.


Geçen gün tartıya çıkıp baktığımda 2 kg bir kayıp görmüştüm. 
O kaybı takviye etmeliydim ne de olsa çok çalışıyordum.Yazıktı bana... 
Biraz kendimi yiyip bitirip, cebelleştikten sonra bir süredir yemeye ara verdiğim 
Mariza'nın nefis dürümü ile kendimi ödüllendirmeyi uygun buldum 


              Şu an biraz pişmanım ama afiyetle yedim tabii.
Dürüm ve patates kızartmasının yanında light cola içerekten vicdanımı hafiflettim.
Şimdi siz "Ayran içseydin bari, o daha faydalı." dersiniz. Boşveriiin o uykumu getiriyor.

İşleri kolaylayıp artık eve gitme vakti gelince atölyeden dışarı çıkıp balkonu toparlayım dedim.
O da ne...

Masa fazlasıyla romantik göründü gözüme.
"Bu ambiyans boşa gitmesin, bir şarap açıp iki kadeh içeyim." dedim ama demekle yetinerek bir kupa kahve içip yorgunluk attım.
İşte durumlar öyleyken böyle... 
 Bu Da Şarkımız Olsun

Sevgiyle kalın...
Duru

10 Eylül 2012 Pazartesi

ATÖLYEDE BİRGÜN -1


 Pirinç Han'ın merdivenlerinlerini genellikle koştura koştura nadirende olsa 
aheste aheste çıkıp uzun ve geniş koridordan geçiyorum.


 Atölyeme doğru yürüken etrafa bakınıp 
"Hım herşey dün bıraktığım gibi... Yani olması gerektiği gibi... 
Sakin, huzur dolu ...Çok güzel" diyorum:)
Ama alt katta cafeler dolu, insanlar cıvıl cıvıl ...


 Fakat Pirinç Han'ın 2. katı yalnızlıktan korkanları ürperticek kadar sessiz....Vuuuu ürperdiniz mi? :)
İşte ben zaten böyle olduğu için seviyorum burayı. 
Şehrin ortasındasın ve hayat tüm hızıyla akıyor ama sanki şehri herkes terketmiş bir sen kalmışsın hissine kapılıyor bazen insan burada.
Çalışmam, üretmem, düşünmem için ideal ortam...


 Uzuuun koridorun sonuna doğru 33 numaralı kapıya geliyorum.


 Kapı bir açılıyor... 
A aaa içime huzur ve mutluluk doluyor. 
Burası nasıl bi yer böyle sabaha kadar çalışmak, çizmek, boyamak istiyorum


Halet-i ruhiyeme göre o gün hangi müzik uyarsa onu açıp



kendime bir kahve yapıyorum. 
Bu kısmı kısa kesiyorum ama aslında biraz daha uzun sürebiliyor gerçekte:)



Biscolata mood'umu çekiiip
 "Aaa bugün pek mutlu, mesut olacakmışım, aman pek güzel." deyip işlere girişiyorum.



          Bazen dikiyorum...



Bazen çiziyorum...



Bazen de boyuyorum...


Sonuçta hep ama hep mutlu oluyorum...
Sevgiyle kalın...
Duru

27 Temmuz 2012 Cuma

RENKLİ,KEYİFLİ,CUPCAKE TADINDA GÜNLER


 Blog yazmaya uzun bir ara verince insan nereden, nasıl başlasa bilemiyor. Anlatacak, paylaşacak öyle çok şey var ki. Şu yukarıda gördüğünüz şirinlik abidesi Koi atölyeye taşınmadan önce her çalışmamda bana eşlik ediyıordu. Açıkçası atölyeye taşınma kararı almamın en büyük sebeplerinden biri de Koi.
Tamam çok sevimli ,çok tatlı ama ben tam konsantre olmuş çalışırken simlere bulanması, boyaların içine pati atması,fırçaları temizlediğim su kabından su içmeye çalışması bana artık fenalıklar getirmeye başlamıştı. 
Zaten fotoğrafta görüldüğü üzere son zamanlarda hobi odasından salona taşmış durumdaydım.
Neyse işte böyle kedisel nedenlerden dolayı atölyeme taşındım.
Şimdi mutlu mesut huzuuur ve huşu içinde boyamalarımı sürdürüyorum. Akşam eve gelincede Koi'yle sarmaş dolaş hasret gideriyoruz. Böylesi ikimiz içinde en iyisi oldu.
Atölyede geçen günlere gelirsek....
Genel hatlarıyla

 BOYUYORUM


 TAŞLAR DİKİYORUM


A46 & Tuvanam 'a özel espadril koleksiyonu için bissürü bissürü 
cupcake espadril boyayarak geçiyor diyebilirim.




 
Bir de yapmaktan büyük keyif aldığım sonucu gördüğümde içimde bir mutluluk ve huzur oluşmasına sebep olan gelin converseler var. Boyadığım espadrillerin aksine bunlar bembeyaz. Espadrillerle çoşup dalgalanıyorum:) Gelin Converselerle de durulup, dingin, huzurlu bir Duru oluyorum:)




İşte bugünlerde günler böyle renkli, mutlu ve huzur içinde geçiyor çok şükür.

Hepinize sevgilerimi iletiyorum.
Duru Günaçan

27 Mayıs 2012 Pazar

A46 TUVANAM- DURU GÜNAÇAN ESPADRİL KOLEKSİYONU


A46 Nişantaşı, Alaçatı ve Türkbükü mağazalarında çok özel bir yaz koleksiyonu ile 
dün itibariyle sezonu açtı.
Rengarenk espadriller, çantalar ve çok daha fazlası A46 Alaçatı ve Türkbükü'nde!
Bu rengarenk ve özel koleksiyonda ben de el boyaması espadril koleksiyonumla yer alıyorum. 
Oxfodrille-Piano-Cupcake isimlerinde 3 farklı tasarım ve 
çeşitli renklerden oluşan rengarenk enerji dolu bir koleksiyon oldu. 
Bundan dolayı son derece mutlu ve heyecanlıyım.
Bakalım beğenicek misiniz?



Koleksiyonda daha başka neler var derseniz :Duygu Ergör'ün kendinizi melekler gibi hissedeceğiniz ayakkabı ve portföyleri, Didem'in İzi kurukafalı şeker mi şeker rengarenk kolyeler, Big Bubble Bag'ler ve daha da fazlası için A46'yı ziyaret etmelisiniz.


Espadril koleksiyonum henüz A46-Nişantaşı şubesinde yok.
Fakat birkaç hafta içinde orada da olacak, çalışmalarım tüm hızıyla devam ediyor:)

A46 Alaçatı ve Türkbükü şubelerinde espadril koleksiyonumu görebilirsiniz.

Sevgiler...


Beni Koruyun