Pirinç Han'ın merdivenlerinlerini genellikle koştura koştura nadirende olsa
aheste aheste çıkıp uzun ve geniş koridordan geçiyorum.
Atölyeme doğru yürüken etrafa bakınıp
"Hım herşey dün bıraktığım gibi... Yani olması gerektiği gibi...
Sakin, huzur dolu ...Çok güzel" diyorum:)
Ama alt katta cafeler dolu, insanlar cıvıl cıvıl ...
Fakat Pirinç Han'ın 2. katı yalnızlıktan korkanları ürperticek kadar sessiz....Vuuuu ürperdiniz mi? :)
İşte ben zaten böyle olduğu için seviyorum burayı.
Şehrin ortasındasın ve hayat tüm hızıyla akıyor ama sanki şehri herkes terketmiş bir sen kalmışsın hissine kapılıyor bazen insan burada.
Çalışmam, üretmem, düşünmem için ideal ortam...
Uzuuun koridorun sonuna doğru 33 numaralı kapıya geliyorum.
Kapı bir açılıyor...
A aaa içime huzur ve mutluluk doluyor.
Burası nasıl bi yer böyle sabaha kadar çalışmak, çizmek, boyamak istiyorum
Halet-i ruhiyeme göre o gün hangi müzik uyarsa onu açıp

kendime bir kahve yapıyorum.
Bu kısmı kısa kesiyorum ama aslında biraz daha uzun sürebiliyor gerçekte:)
Biscolata mood'umu çekiiip
"Aaa bugün pek mutlu, mesut olacakmışım, aman pek güzel." deyip işlere girişiyorum.
Bazen dikiyorum...
Bazen çiziyorum...
Bazen de boyuyorum...
Sonuçta hep ama hep mutlu oluyorum...
Sevgiyle kalın...
Duru
















